*6 ŞUBAT DEPREMİNDE GÜZEL MEMLEKETİM HATAY’A VE KAYBETTİĞİM YAKINLARIMA İTHAFEN*
Hasret kaldığım sokaklarda,
Ecel terlerimi dökerek alıyordum soluğu,
Yetim kalan bu şehrin acılarını;
Emziriyor enkaz altında bir annenin yokluğu..
*6 ŞUBAT DEPREMİNDE GÜZEL MEMLEKETİM HATAY’A VE KAYBETTİĞİM YAKINLARIMA İTHAFEN*
Hasret kaldığım sokaklarda,
Ecel terlerimi dökerek alıyordum soluğu,
Yetim kalan bu şehrin acılarını;
Emziriyor enkaz altında bir annenin yokluğu..
Anımsatıyor her bakışta,
Göğsümde devinimle aşındırdığı zemini,
Kasırga ortasında bir aşka,
Sürüyorum rüzgar kaçıran yırtık bir yelkeni…
Bir yanım yarım kalmış,
Diğer yanım yarımdan noksan..
Ben tamı tav ediyorken,
Yarımdan zevk alıyor insan…
Gururumu yeşertecek tanrıya son yakarışım,
Bir tebessümünle bitecek ıstıraplı yarışım,
Gözlerinle güneşe meydan okur gibi bakardın,
Mahşerde o gözlerle cehennemi de yakardın…
Cemresi hafifletmeyecek omzumda ki yükümü,
İnancım baştan çıkartıyor vefasız bir sürgünü,
Kimisi yarım kalanlara hizmete uyanacak,
Kimisinin kadehi yarımdan az dolacak….
Nispeten ilk şiirimle dört mevsimden itildim,
Şehvetli bir ölüme kalem tutmak değildi niyetim,
Yaşama imrenirken bir gümüş saplanıyor passız,
Sebebi bir dev gibi büyüyor içimde apansız…
Kalemim kuşatıyor dört bir yandan ıssız limanları,
Yatsı iple çekiyor, utanmadan söylenen yalanları,
Kor dumanıyla tütüyorken cihanın ahları,
Şiirin demliğinden içiyorum tüm günahları…
Vakitleri lüzumsuzca ıskalıyorum,
Bilemiyorum,
Hangisi akşam, hangisi öğlen, hangisi ikindi?
Yüreğimde isimsiz bir mezara fidanlar ok gibi dikildi…
Korunaksız yaratacağım sana beni nasip edecek rivayeti,
Yıkacağım sevginden daha aciz olan sadakati,
Buluşacaktık ahir zamanın en güzel saatinde,
Bana randevuyu söyle ecel, olacağım orada tam vaktinde…
Her köşede bir nutuk tav ediyor çiğdemleri,
İğne deliğinden geçiriyor kibir dolu devleri,
Durulmuyor kanadım kırık aynaların ardında,
Kamaşıyor Güneş, gözlerin elaya çaldığında..
Gamzelerinde resmedilmiş cennetin endamı,
Irmağından kokusu taşıyorken asık fiilde surat,
Çok mümkün olmasa da ulaşabilir miyim sana?
Geçilebilir ise şayet kıldan ince sırat…
Düşünmeden cevapladım her soruyu; şüphesiz, sualsiz,
Zamana şirk koşmak istemiyorum tanrıdan habersiz..
Olamadım bir türlü içimdeki çocuğu yenip; narsist,
Karanlığın içinden beyazlarla çıkmalıyım kefensiz…
Benliğine susamış Sahra’nın kurağında şiirlerim,
Konuşmasam da belli oluyor bakışlarımdan ritimleri..
Hayli faydasız bir o kadar meftun sükunetim,
Gözlerinin batısında Güneşin doğduğu gündür kıyametim…
Vazgeçmişliklerle sınanmış ince bir sitem,
Tozlu sayfalarda bir ressamın feryadı,
Çizmeye korktuğu her saç telinin;
Yel olup döndüğünde olmayacak tek bir affı…
Susarak anlatmak mümkün değil içimdeki bu mihri,
Melankolik notalarda yansıma yapıyordu sihrim..
Gökyüzünde kararttım mavi hariç bir çok rengi..
Boğaza düğümlerim kasvetiyle beraber içimde ki şehri…
Dinle gökyüzünü şehvetlim;
Ölümsüzlüğü tadanların şerefidir şehadeti..
Alınları ak, boyunları dik,
Teslim ettiler dar ağacında emaneti..
Yıldızlara kamufle oldum doluştum kadehlere,
Efsunlu gözlerim karşı koyamazdı aleyhine,
Güne eş ışığınla ısınmıştı her düşüm,
Güneşi boşverdim yeter bana gülüşün…
Bir şehir bensiz,
Sokaklarında volta atar yokluğum..
Bir şehir sensin,
Sokaklarında yürümeye korktuğum…